Adres:
Çetin Emeç Bulv. Yukarı Öveçler Mh. Lizbon Cd. No: 2/3 Çankaya, Ankara
Telefon:
0 (312) 911 81 94
İnternet ortamında hakkınızda yayınlanan asılsız bir haber, izinsiz paylaşılan bir fotoğraf veya itibarınızı zedeleyen bir yorum, hayatınızı yıllarca olumsuz etkileyebilir. Üstelik 2024 yılında Anayasa Mahkemesi’nin 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini iptal etmesinin ardından, içerik kaldırma süreçleri büyük bir dönüşüm geçirdi.
Bu rehber, 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan mevzuat çerçevesinde internetten içerik kaldırma sürecini, hangi yolların kullanılabileceğini ve hangi tuzaklara dikkat edilmesi gerektiğini bilişim hukuku perspektifinden ele alıyor. Konuyu adım adım, hukuki dayanaklarıyla birlikte açıklayacağım.
Bu iki kavram halk arasında sıkça birbirinin yerine kullanılıyor; oysa hukuki ve teknik açıdan birbirinden farklılar.
İçerik kaldırma (içeriğin internet ortamından çıkarılması), içeriğin bulunduğu sunucudan kalıcı olarak silinmesi anlamına gelir. İçerik artık dünyanın hiçbir yerinden erişilemez hale gelir. Yapılan tanım değişikliği ile içerik kaldırma artık sadece sunucudan çıkarma değil, “internet ortamından çıkarma” olarak tanımlanmaktadır yani arama motoru önbelleklerinde ve yansıma sitelerinde de izlerin temizlenmesi hedeflenmektedir.
Erişim engelleme ise içeriğin yurt dışındaki sunucudan silinmemesi, ancak Türkiye’den erişimin kapatılması durumudur. İçerik yurt dışından hâlâ görüntülenebilir; ancak Türkiye’deki internet servis sağlayıcıları bu URL’leri filtreleyerek erişimi engeller.
Pratikte hangisinin tercih edileceği, içeriğin nerede barındırıldığına bağlıdır. Türkiye’de yer alan bir haber sitesindeki içerik genellikle tamamen kaldırılabilirken, yurt dışı kaynaklı bir platformdaki içerik için çoğu zaman erişim engeli ile yetinilmek zorunda kalınır.
İnternette içerik kaldırma denilince akla ilk gelen hüküm yıllarca 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesiydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli ve 2020/76 E., 2023/172 K. sayılı kararıyla bu maddeyi ifade ve basın özgürlüğüne orantısız müdahale oluşturduğu gerekçesiyle iptal etti. Karar 10 Ocak 2024’te Resmî Gazete’de yayımlandı ve 10 Ekim 2024’te yürürlüğe girdi.
Yasama organı bu iptalin ardından düzenleme yapmak için adımlar attı:
2026 ortası itibarıyla, internet ortamında kişilik haklarını ihlal eden bir içeriğin doğrudan 5651 m. 9 üzerinden sulh ceza hakimliğinden kaldırılmasını talep etme yolu eskiden olduğu gibi işlememektedir. Pek çok mevcut internet kaynağı bu gerçeği yansıtmamakta ve iptal edilmiş hükme atıf yapmaya devam etmektedir. Bu durum, başvuruların ret riskini artırmaktadır.
Peki bu boşlukta hangi yollar hâlâ etkili olarak kullanılabilir?
Mevzuatımız çerçevesinde kaldırılması veya erişime engellenmesi mümkün olan içeriklerin geniş bir yelpazesi bulunmaktadır. Bunların başında kişilik haklarına saldırı niteliğindeki yayınlar gelir; hakaret, iftira, küçük düşürücü yorumlar ve asılsız haberler bu kapsamda değerlendirilir ve hukuki dayanaklarını TCK m. 125 ile TMK m. 24-25’te bulur. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden içerikler (izinsiz paylaşılan özel fotoğraf, video, ses kaydı veya yazışmalar) ayrı bir koruma rejimine tabidir ve TCK m. 134 ile 5651 m. 9/A çerçevesinde değerlendirilir.
Kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşımı da bu alandaki önemli başlıklardan biridir. Bir kişinin adının, adresinin, telefon numarasının, kimlik bilgilerinin veya sağlık verilerinin rızası olmaksızın internet ortamında ifşa edilmesi hem TCK m. 136 hem de KVKK kapsamında müdahale gerektirir. Bunlara ek olarak telif hakkı ihlali içeren içerikler (izinsiz kullanılan fotoğraf, metin, video veya müzik dosyaları) FSEK çerçevesinde, marka hakkı ihlali oluşturan içerikler ise SMK kapsamında kaldırılabilir.
Daha ağır nitelikteki içerikler için ise farklı bir rejim devreye girer. 5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinde sayılan katalog suçlar (çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, fuhuş, kumar, intihara yönlendirme ve diğerleri) kamu düzenine yönelik tehdit oluşturdukları için doğrudan yargısal ya da idari tedbirle erişim engellemesine konu olabilir. Özel hayatın gizliliği nedeniyle BTK’ya yapılan başvurular da 5651 m. 9/A çerçevesinde hızlı bir koruma sağlar.
Önemli bir hassasiyet noktası burada belirginleşir: doğru, kamuya yararlı ve haber değeri taşıyan içerikler genellikle bu kapsamın dışındadır. İfade ve basın özgürlüğü, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin son içtihatlarında titizlikle korunmaktadır. Hakkınızdaki bir haber gerçek ve kamusal bir tartışmaya konu ise (örneğin bir kamu görevlisinin görevini yapış biçimine veya bir şirketin tüketici aleyhine uygulamasına ilişkin bir yayın) kaldırma talebinin reddedilmesi yüksek bir ihtimaldir. Başvuru hazırlanırken bu dengenin başvurucu lehine kurulup kurulamayacağı, en başta değerlendirilmesi gereken sorudur.
Mevcut tabloda dört temel yol etkili biçimde kullanılabiliyor. Hangisinin seçileceği, içeriğin niteliğine ve aciliyetine bağlı.
İlk ve en hızlı adım, içeriğin yayınlandığı platformla doğrudan iletişime geçmektir. Haber sitelerinin, sosyal medya platformlarının ve forumların büyük çoğunluğunun şikayet/bildirim mekanizmaları bulunur.
Bu başvuru genellikle e-posta, KEP veya platformun kendi şikayet formu üzerinden yapılır. İçerik açıkça hukuka aykırı ise (özellikle özel fotoğraf, kişisel veri ifşası, açık iftira) platformlar çoğu zaman 24-72 saat içinde içeriği kaldırır. Türkiye’deki yer sağlayıcılar 5651 m. 5 uyarınca, hukuka aykırı içerikten haberdar edildiklerinde teknik imkân varsa kaldırma yükümlülüğü altındadır.
Avantajı: ücretsiz, hızlı, dava süreci başlatmaksızın çözüm sunabilir. Dezavantajı: Sonuç garanti değildir; talep reddedilebilir veya yanıtsız kalabilir.
Özel hayatın gizliliğinin ihlali söz konusuysa (örneğin izinsiz çekilmiş fotoğraflar, ses kayıtları, mahrem yazışmalar) 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi hâlâ yürürlükte ve etkili bir yol sunmaktadır.
Bu yol şöyle işler: Mağdur, doğrudan BTK’ya başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini talep eder. Başvuruda ihlale neden olan yayının tam URL’si, hangi açıdan özel hayatın ihlal edildiğine dair açıklama bulunmalıdır. BTK Başkanı talebi alır almaz karar vererek Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne bildirir; erişim sağlayıcıları en geç 4 saat içinde tedbiri uygular.
BTK’nın verdiği bu tedbir kararı, 24 saat içinde Sulh Ceza Hakimliği’nin onayına sunulur. Hakim 48 saat içinde karar vermezse tedbir kendiliğinden kalkar. Bu nedenle özel hayat ihlali iddiası açıkça temellendirilmiş olmalıdır.
5651 m. 9’un iptali sonrası kişilik hakkı ihlalleri için en güçlü yol haline gelen seçenek budur. TMK m. 24, kişiliği hukuka aykırı bir saldırıya uğrayan kimsenin, hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteme hakkı düzenler. TMK m. 25 ise saldırıya son verilmesi davası, saldırının önlenmesi davası ve tespit davası yollarını açar.
Pratikte yapılan şudur: Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bir tespit/saldırının önlenmesi davası açılır ve aynı dilekçe içinde HMK m. 389 vd. çerçevesinde ihtiyati tedbir talep edilir. Tedbir kararı verilirse içeriğin yayından kaldırılması veya erişime engellenmesi yargılama sonuçlanmadan da sağlanabilir.
Bu yolun avantajı, AYM iptaline tabi olmayan, sağlam ve anayasal güvencelerle uyumlu bir yol olmasıdır. Dezavantajı, Sulh Ceza Hakimliği’nin 24 saatlik hızı yerine daha uzun bir süreç olmasıdır; ancak doğru hazırlanmış bir tedbir talebi günler içinde sonuç verebilmektedir.
İçeriğin konusu, 5651 m. 8’de sayılan katalog suçlardan birini oluşturuyorsa (örneğin çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, kumar, fuhuşa aracılık, intihara yönlendirme) soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimi, kovuşturma aşamasında ise mahkeme erişim engelleme kararı verebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı veya BTK Başkanı re’sen tedbir alabilir (m. 8/A).
Bu yol, kişilik hakkı ihlallerinden çok kamu düzenine yönelik ağır ihlallerde devreye girer.
Yukarıdaki tedbir yollarıyla paralel olarak (veya tedbir yetersiz kaldığında) Türk Borçlar Kanunu m. 49 vd. uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Bu dava, içeriğin kaldırılmasına ek olarak uğranılan zararın tazminini sağlar.
Bu yol özellikle, içerik zaten kaldırılmış olsa bile mağdurun yaşadığı manevi zararın karşılanması için önemlidir.
Hangi yol seçilirse seçilsin, başvurunun kabul edilmesi büyük ölçüde delillerin kalitesine bağlıdır. Cep telefonu ekran görüntüsü tek başına yetersizdir; çünkü dijital içerik kolayca değiştirilebilir veya silinebilir ve mahkeme önünde bu yönüyle tartışmaya açıktır.
Bu nedenle başvurudan önce yapılması gereken en önemli iş, noter aracılığıyla e-tespit yaptırmaktır. Türkiye Noterler Birliği’nin 7/24 çalışan sistemi üzerinden alınan e-tespit, içeriğin belirli bir tarihte erişilebilir olduğunu resmi olarak belgeler ve mahkemeler tarafından en güçlü ispat aracı olarak kabul edilir. Bu adım atılmadığı sürece, iyi gerekçelendirilmiş bir dilekçe bile delil zayıflığı nedeniyle ret riski taşıyabilir.
E-tespit yaptırılırken dikkat edilmesi gereken birkaç husus vardır. Her şeyden önce yalnızca alan adı değil, ihlal teşkil eden tam URL’lerin teker teker kaydedilmesi gerekir; çünkü mahkeme kararları URL bazında verilir ve eksik URL bilgisi, kararın uygulanmasında boşluk yaratır. İçeriğin tespit edildiği tarih ve saat bilgisinin tutanağa açıkça geçmesi de önemlidir; çünkü ileride içeriğin değiştirildiği veya kaldırıldığı iddialarına karşı bu zaman damgası belirleyici olabilir. Bunlara ek olarak, içeriğin niteliğine ilişkin somut bir açıklamanın hazırlanması gerekir; hangi yönüyle hangi hakkın ihlal edildiği soyut ifadelerle değil, içerikten yapılan doğrudan alıntılarla ortaya konmalıdır.
Acil durumlarda (özellikle özel fotoğraf veya video gibi hızla yayılma potansiyeli olan içeriklerde) e-tespit alınması ile yargısal başvurunun aynı gün yapılması gerekebilir. Bu tür durumlarda zaman kaybı doğrudan zararın büyümesi anlamına gelir; içerik yansıma sitelerde çoğalmaya başlamadan hareket etmek, sürecin başarısını belirleyen en önemli faktördür.
Bu, seçilen yola ve içeriğin barındırıldığı yere bağlıdır:
| Yol | Tipik süre |
|---|---|
| İçerik sağlayıcıya doğrudan başvuru | 24 saat – 7 gün |
| BTK’ya 9/A başvurusu (özel hayat) | 4 saat – 72 saat |
| Hukuk mahkemesinde ihtiyati tedbir (TMK 24-25) | 3 – 15 gün |
| Tam yargılama (esas dava) | 6 – 18 ay |
| Arama motoru indeksinden temizlenme | Karar uygulamasından sonra ortalama 3 – 15 gün |
Karar verilse ve içerik kaldırılsa bile Google önbelleği, Wayback Machine ve yansıma siteler nedeniyle içerik bir süre internette gözükmeye devam edebilir. Bu nedenle karar sonrasında arama motorlarına ayrıca bildirimde bulunmak gerekir.
Başvuru süreçlerini başarısız kılan veya gereksiz yere uzatan tipik tuzaklar var; bunların büyük bölümü dikkatli bir hazırlıkla aşılabilir nitelikte.
En sık karşılaşılan hata, yalnızca cep telefonu ekran görüntüsü ile başvurmaktır. Ekran görüntüsünün hukuki ispat değeri tartışmalıdır çünkü dijital içerik kolayca değiştirilebilir veya silinebilir; bu nedenle başvurudan önce noter aracılığıyla alınacak e-tespit, sürecin temelini oluşturur. Bunun kadar yaygın bir başka yanlış da artık güncel olmayan bir hükme dayanmaktır. 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi 10 Ekim 2024’te yürürlükten kalkmış olmasına rağmen pek çok dilekçe hâlâ bu madde üzerine kurulmakta ve neredeyse otomatik biçimde ret almaktadır. 2026 itibarıyla kişilik hakkı ihlalleri için tek yol ihtiyati tedbirdir.
Talep edilecek tedbirin kapsamı da en az dayanak kadar önemlidir. Bir haber sitesinin tamamına erişim engellenmesini istemek, Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarında belirginleşen ölçülülük ilkesine aykırıdır; bu nedenle site geneline yönelik talepler genellikle reddedilir. Doğru olan, ihlal teşkil eden URL’lerin tek tek listelenerek yalnızca bu sayfalara yönelik tedbir istenmesidir. Dilekçenin gerekçesi de bu titizlikle yazılmalıdır. “İçerik kişilik haklarımı ihlal etmektedir” gibi soyut ifadeler yetersizdir; hangi cümlenin, hangi yönüyle, hangi hakkı, hangi nedenle ihlal ettiği somut biçimde gösterilmek zorundadır.
Son olarak, kararı aldıktan sonra sürecin bittiğini düşünmek yaygın bir yanılgıdır. İçerik orijinal kaynaktan kaldırılmış olsa bile Google önbelleği, Wayback Machine ve yansıma siteler nedeniyle aramalarda görünmeye devam edebilir. Mahkeme kararı alındıktan sonra arama motorlarına ayrıca bildirim yapılması, sürecin gerçekten tamamlanması için vazgeçilmezdir.
5651 m. 9 hâlâ yürürlükte mi? Hayır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı 10 Ekim 2024’te yürürlüğe girmiştir. Yasama organı 2025 ve 2026’da çeşitli düzenleme girişimlerinde bulunmuş olsa da, madde 9 kişilik hakkı ihlali nedeniyle içerik kaldırma rejimi olarak yeniden yürürlüğe konulmamıştır.
Kişilik hakkı ihlalinde ne yapmalıyım? TMK m. 24-25 çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ihtiyati tedbir talepli bir dava açmak şu an için tek yoldur. Paralel olarak içerik sağlayıcısına uyar-kaldır başvurusu da yapılmalıdır.
Özel fotoğrafımı izinsiz paylaştılar, ne yapmalıyım? Bu özel hayatın gizliliği ihlali kapsamına girer. Doğrudan BTK’ya 5651 m. 9/A çerçevesinde başvurabilirsiniz. Paralel olarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na TCK m. 134 üzerinden suç duyurusunda bulunulmalıdır.
Karar çıkarsa içerik gerçekten internetten silinir mi? İçerik orijinal kaynağından kaldırılır, ancak Google önbelleği, Wayback Machine ve yansıma siteler nedeniyle bir süre erişilebilir kalabilir. Bu izlerin de temizlenmesi için arama motorlarına ayrıca bildirim yapılması gerekir.
Süreç ne kadar sürer? Doğrudan platform başvurusu 24 saat – 7 gün, hukuk mahkemesinde ihtiyati tedbir 3 – 15 gün arasında sonuçlanabilir. Arama motoru indeksinden tam temizlenme genellikle karar uygulamasından sonraki 1-2 hafta içinde tamamlanır.
Türkiye’de unutulma hakkı var mı? Doğrudan bir unutulma hakkı düzenlemesi yoktur. Ancak TMK m. 24, KVKK ve Anayasa Mahkemesi içtihatları kapsamında benzer sonuçlar (özellikle güncelliğini yitirmiş zarar verici içeriklerin arama sonuçlarından kaldırılması) elde edilebilmektedir.
Hakkınızda internette yayınlanan bir içerik yıllarca varlığını sürdürebilir; ancak doğru yol ve doğru delillerle, çoğu durumda etkili bir koruma elde etmek mümkündür. 2024 sonrası dönemde mevzuatın geçirdiği değişiklikler, eski şablon dilekçelerin başarı oranını ciddi ölçüde düşürmüştür. Bu nedenle her başvuru, içeriğin niteliğine ve yayınlandığı platforma göre özel olarak değerlendirilmeli ve hazırlanmalıdır.
Önümüzdeki yazılarda bu rehberde özetlediğim her bir başlığı ayrı ayrı, daha derin şekilde ele alacağım. Özellikle haber sildirme dilekçesi nasıl hazırlanır, sosyal medyadan içerik kaldırma platform bazında nasıl yürütülür, Google’dan içerik kaldırma ve unutulma hakkı pratikte nasıl uygulanır, e-tespit nasıl alınır ve dijital itibar yönetimi için kurumsal stratejiler nelerdir gibi konulara yer vereceğim.