Osmanlı’da Adalet Sistemi – İlber Ortaylı & Murat Bardakçı

14 Ekim 2014

Osmanlida-hukuk-640x330[1]Habertürk’te Sevil Atasoy’un sunduğu Acayip Şeyler programına 21 Şubat’ta konuk olan İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı, Osmanlı’da adalet sistemini konuşmuşlardı. Konu Osmanlı’da adalet sistemi olsa da zaman zaman farklı coğrafyalardaki diğer devletler ve topluluklardan
da bahsedildi. Büyük zevkle izlediğim programda bazı önemli notlar aldım.

Program kaydını Youtube’dan izlemek için tıklayın.

  • Mehir sanılanın aksine evlenme esnasında değil boşanma sırasında verilirdi, yani kadının güvencesiydi. Günümüzdeki karşılığı nafaka denebilir.
  • Osmanlı’daki tek kadın içeren minyatürde; kadı karşısında kocasının iktidarsızlığı sebebiyle boşanmak isteyen bir kadın resmedilmişti. Burdan Osmanlı’da kadınların da kocalarından boşanabildiği yargısına ulaşılabilir.
  • Kadın boşanma sonrası bekleme süresi (iddet) Osmanlı’da 52 gündü. (Günümüzde bu süre 300 gün)
  • Osmanlı’da dullar kayıt altındaydı. Amaç, hem kriminal hem de mali olarak dulların kontrol altında tutulmak istenmesiydi.
  • Osmanlı’da II. Selim zamanında kayıtlı fahişeler vardı. Devlet yalnızca kayıt altında tutuyor, sağlık kontrolü gibi şeylere karışmıyordu.
  • Bekar erkeklerin tek başına çamaşırhanelere, bekar kadınların ise kayıklara binmesi yasaktı.
  • Osmanlı’da meyhanelerin tamamı kayıtlı olup, ruhsatları vardı. Her birinin yeri belliydi ve düzenli olarak vergi alınırdı.
  • Meyhaneler cami, mescit gibi ibadethanelerin yakınında olmazdı. Sebebi hoşgörüden ziyade herhangi bir anlaşmazlığın ortaya çıkmaması içindi.
  • Osmanlı’da şarap vergisi alınırdı.
  • Konstantinopolis’de yani eski İstanbul’da, Bizans döneminde bronzdan yapılma boğa heykellerinin içerisine hırsızlar ve suçlular yerleştirilip kapağı kapatıldıktan sonra boğa ısıtılmak üzere ateşe verilir ve yakılırdı. Şimdiki boğa meydanı da bu cezanın verildiği alandı.
  • Osmanlı’da çengel cezası, suçlu bağlandıktan sonra  çengel fırlatarak gerçekleştirildi. Çengel suçlunun neresine isabet ederse ölene kadar meydanda bekletilirdi. Örneğin, çengel omzuna isabet eden kişi 3-4 gün, gövdesine isabet ederse 1-2 saat içerisinde hayatını kaybederdi.
  • İstiklal mahkemelerinin asıl kuruluş sebebi askerden kaçmaların önlenmesiydi.
  • İslamiyetten önceki Türklerde, ırza geçmenin çok ağır cezaları vardı.
  • Tıpkı padişahlar gibi ulemanın ve kadının kanı akıtılmazdı.
  • Cellatlar görevlerini yerine getirirken Allah’ın emirlerini yerine getirdiklerini düşünürlerdi ve bu sebeple sıradan normal bir hayat yaşarlardı.
  • Osmanlı’da kürtaj diğer bütün klasik toplumlardaki gibi suçtu.
  • Roma’dan beri cenin canlı olarak addedilirdi.
  • Ensest evrensel olarak her toplumda yasaktı ancak bazı şekil değişikleri vardı. Örneğin, eski Alman toplumlarında kadın dayısıyla evlenebilirken amcasıyla evlenemezdi.
  • Osmanlı’da eşcinselliğe, özellikle erkeklerde tolerans yoktu.
  • Bir kimsenin kadı karşısında şahit gösterebilmesi için en az dört tane erkek getirmesi gerekiyordu.  Eğer aleyhinde şahitlik eden 4 erkeğin olduğu bir kadın kadı karşısında ise, kadın yemin ederek şahitlerin yükümlülüğünden kurtulurdu.
  • Yalancı şahitliğin (zor şahidi) cezası dayak veya cerime (suçludan alınan vergi) idi.
  • Osmanlı’da kahvehanelerin kapatılması tütün, alkol ve bahis gibi sebeplerden değil; kahvehane içerisinde devlet sohbeti-dedikodusu yapıldığındandır.
  • İstanbul haricindeki eyaletlerde yerel yöneticinin tutumundan hoşnut olmayan halk, kayıklarla İstanbul’a gelir ve boğazda başlarındaki çanağa yerleştirilmiş hasırları yakardı. Bu şikayet türü padişaha dilekçe vermekten daha ağırdı. Hatta halk, yöneticileri “hasır yakarım!” diye tehdit ederdi.
  • Padişaha yalan söyleyen vezirin kellesi giderdi. Bu vatana ihanetle eş sayılırdı.
  • Borçlular zindana kapatılırdı. Zengin ve durumu yerinde kimseler, zindandaki borçluların borcunu sadaka niyetine öder ve onların serbest kalmalarını sağlardı. Yedikule zindanları daha çok siyasi tutuklular için kullanılmıştı.
  • Roma’da işkenceyle itiraf alınır ve bu, delil sayılırdı.
  • Osmanlı’da işkence esnasında kişinin ölmemesine dikkat ederlerdi ancak ölürse işkence eden kişi mesul değildi.
  • İşkence edenler de tıpkı cellatlar gibi kutsal bir görevi yerine getiriyor düşüncesine sahiplerdi.
  • Osmanlı’da cellat mezarlığı diye bir şey yoktur.
  • Ölünün üzerinden çıkan kıymetli eşyalar cellatlara aittir. İdam cezasına çarptırılan bazı kimseler ölmeden önce cellada rüşvet teklif edip “beni hızlı öldür!” derlerdi.
  • Osmanlı’da en ağır ceza olarak, bir yeniçeri topun ucuna koyulmuştur.

2 yorum

  • atilla dedi ki:

    cerime vergisi nasıl ödenirdi

  • Kadir dedi ki:

    Not aldıklarınızın bir çoğu şeriatta var olan kurallar. Şerri hukukun bu o zamanalarda ne kadar etkili ve faydalı olduğunu görüyoruruz. Yüzyıllarca süren koca bir cihan devleti.

    Notları dijital ortama aktardığınız için teşekkürler, sade ve anlaşılır bir anlatım olmuş.

Yorum Yapmak İster Misiniz?

Diğer Kişiselizm Yayınları